HABER SPOR TİCARET İLAN KENT HARİTA EĞİTİM ERKEKÇE KADINCA TEKNOLOJİ SAĞLIK LİNK EĞLENCE HAVA VİDEO FOTOĞRAF YAZARLAR ETKİNLİK

İnce; Devlet silah bırakmaz

İnce; Devlet silah bırakmaz
08 Temmuz 2010 Perşembe

Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, 23. Dönem 4. Yasama Yılı 130. Birleşiminde, adeta milletin sesi oldu.

Konuşma tutanağı şu şekilde;

"BAŞKAN - Sayın İnce, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Grup Başkan Vekili Ayla Hanım'a, hiddetlenmeden, ters bir laf etmeden, soyadıma yakışır bir şekilde, konuşmalarında mantık hatalarını anlatmaya çalışacağım, partilerinin ve mantıklarının hatalarını.

Bir siyasi parti şunun için vardır: Ülkeyi yönetme iddiasındadır. AKP'nin bir iddiası vardır, CHP'nin bir iddiası vardır, MHP'nin bir iddiası vardır, sizin bir iddianız var.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Bize hatırlatmanıza gerek yok.

MUHARREM İNCE (Devamla) - "Ben muhatap değilim, başka biri muhataptır." Bir siyasi parti bunu diyemez, kendi kuruluş felsefesine karşı çıkar. Yani AKP diyebilir mi: Ben muhatap değilim, Tabipler Odası muhataptır? CHP diyebilir mi: Beni muhatap almayın, Makine Mühendisleri Odasını muhatap alın? Birinci hatanız burada.

Az önce empati yaptım, beş buçuk yaşında Kürtçe şarkı söylediğiniz için okulda dayak yemişsiniz; doğrudur, inanırım, olmuştur. Bu ülkede 89'a kadar Arapça, Arnavutça, Boşnakça türkü söylemek serbestti, Kürtçe yasaktı, doğru. Bu hatalar oldu bu ülkede. Bu hatalar giderildi, daha da varsa gideririz, hiç sorun yok. Bu konuda ben çocuğuma Karadeniz ve Rumeli tarafından gelmiş iki ailenin ortak bir çocuğu olarak "Arda" ismini koyabiliyorsam, siz de "Zozan" ismini koyun. Hiç itirazım yok. Eksiklikler, yanlışlıklar oldu mu bu ülkede? Oldu. Varsa gideririz ama biz silahtan söz ediyoruz, mayından, terörden.

Türkiye'de, dünyada, iki yüz ülke içerisinde, demokratik bir ülkede silah kullanma yetkisi devlete aittir. "Taraflar silah bıraksın." diye bir mantık olamaz. Yani bugün terör olmasa Türkiye devleti silahını bırakacak mı? Almanya bıraktı mı? Macaristan bıraktı mı? Amerika bıraktı mı? "Taraflar silah bıraksın." olmaz. Devlet silah bırakmaz. Devletin silahlı gücü vardır, başka silahlı güç olamaz bir ülkede.

Şimdi, bir başkası: Bakın "Haksızlığa uğradık biz, 12 Eylülden sonra Diyarbakır Cezaevi'nde işkence yapıldı bu insanlara.", doğru yapıldı. Peki, Mamak'ta MHP'lilere yapılmadı mı?

AYLA AKAT ATA (Batman) - Yapıldı.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Peki, bu ülkede, Metris'te solculara, devrimcilere yapılmadı mı?

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Yapıldı.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Yapıldı. Bu ülkede herkese kötülük yapıldı. Bu ülkede darbeler oldu. Bu ülkede hapishanelerde -bugün CHP'de, MHP'de, sizin partinizde- siyaset yapan insanlara işkence de oldu, kötü muamele de oldu. Kin mi tutalım şimdi biz? Hesabını sormak için elimize silah alıp jandarma bize kötülük yaptı diye şimdi gidip jandarmaya kurşun mu sıkalım? Bunu mu yapalım. Demirel bu ülkede darbelerle indirildi, hiç kin tutmadı. Yani siz kötü muamele gördüğünüzü söylüyorsunuz. Peki, Yalova'nın Elmalık köyünde -çok iyi hatırlıyorum- 12 Eylül 1980'den on beş gün sonra tarladan gelirken yeni evli bir çocuğun üzerinde nüfus cüzdanı yok diye on gün karakolda tutulduğunu biliyorum. Evet, sizin bölgelerinizde bir yoksulluk var, doğru. Peki, siz, hiç Mersin'in köylerine çıktınız mı? Balıkesir'in, Kepsut'un köylerine gittiniz mi? Ödemiş'in dağ köylerinde hayvanlar ile insanların aynı çatı altında yaşadıklarını bilir misiniz?

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Biliriz.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bu ülkede yoksulluk var. Bu ülkede, Şırnak'ta da yoksulluk var.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Gittik, oralarda çalışıyorduk, oralarda mevsimlik işçiydik.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Lütfen laf atmayınız, lütfen. Ben, o laf atmanın daniskasını bilirim.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - "Bilmiyorsunuz." diyorsun da...

AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın İnce, lütfen...

PERVİN BULDAN (Iğdır) - Hiç ince olmadı!

BAŞKAN - Lütfen arkadaşlar...

Buyurun Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bakın, bu ülkede yoksulluk var. Bu ülkede fukaralık var, bu doğru. Bu, Yalova'da da var, Şırnak'ta da var, Hakkâri'de de var, Edirne'de de var. Siz, hiç Karadeniz'in yüksek yerlerine gittiniz mi? Oradaki yoksulluğu gördünüz mü? Bu ülkede bunlar var, doğrudur. Şimdi, siz, bana, özellikle bunların yapılmış olduğunu söyleyemezsiniz; bakın, ben size şunu söylerim o zaman: Evet, Şırnak'ta, Hakkâri'de, Diyarbakır'da büyük bir yoksulluk var, doğru. Peki, dolarların havalarda uçuştuğu düğünler ne olacak? Gelinlerin taşıyamadığı altınlar ne olacak? 30 bin dönüm arazisi olan 10 tane köy sahipleri kendilerini ezilmiş insanların temsilcileri gibi gösterirse, bunlar ne olacak?

AYLA AKAT ATA (Batman) - Biz de ona karşıyız.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Bizde arama onları.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Şimdi, biz, bu haksızlıkların tümüne karşı çıkalım. Biz, bu ülkede...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın İnce, buyurun efendim.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Japonya'da 22 tane dolar milyarderi var, Türkiye'de 28 tane dolar milyarderi var. Türkiye, gelir dağılımı bakımından adaletsiz bir ülke.

Sizle her şeyi konuşmaya hazırım. Haksızlıkları, varsa -var, doğru- konuşmaya hazırım ama bir şartla: "Silahlı kuvvetler devlete aittir, devletten başka silah kullanan bütün gruplar terör örgütüdür. Bunlar muhatabımız değildir." diyeceksiniz.

Bakın, şimdi bir teklifte bulunacağım size.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Kim olarak bize teklifte bulunacaksınız?

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bölgesel Kürt yönetiminin bayrağından söz ettiniz. Ben de size bir teklifte bulunacağım. Yakında millî maçlar başlıyor. Hadi gelin, elimizde Türk Bayrağıyla birlikte millî maçlara beraber gidelim. Hadi hep beraber dördümüz birlikte gidelim, dört grup başkan vekili birlikte gidelim, ondan sonra da Şırnak'a gidelim, hep birlikte Şırnak'a gidelim. Ben empati yapmaya çalıştım, siz de empati yaparsanız çok sevinirim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın İnce, lütfen...

MUHARREM İNCE (Devamla) - Zannetmeyin bu ülkede yalnızca size haksızlıklar yapıldı, zannetmeyin bu ülkede yalnızca size işkence yapıldı. Yani, herkes kendi yaşadıklarını bilir, herkes kendi yaşadığını bilir. Bu ülkede yanlışlıklar oldu. Bu ülkede demokrasi buraya gelene kadar çok şey yaşandı, çok büyük haksızlıklar da oldu, yanlışlıklar da oldu. Biz milletvekiliyiz, 72 milyonu temsil için buradayız biz. Bizim kin tutma, devletle hesaplaşma, inatlaşma, terör gruplarına destek olma, onlarla aynı mantık da olma hakkımız yok. Orada yapılan ne haksızlık varsa ben sizinle birlikte Şırnak'a gelmeye, orada basın açıklaması yapmaya varım, buna hazırım ama siz de benimle birlikte, elinizde Türk Bayrağı'yla birlikte Türkiye Millî Takımının millî maçına geleceksiniz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkanım, çok kısa bir açıklama yapmama izin verir misiniz?

BAŞKAN - Buyurun Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Birincisi: Efendim, Türkiye'de yalnızca Sayın Başkanın partisi kapatılmadı. Bu ülkeyi kuran bir parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi de 2 defa kapatıldı ve mallarına el kondu. Yine bir başkası...

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Bu ülkeyi bir parti kurmadı, millet kurdu.

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen... Ne oluyor yani? Bir şeyden bahsediyor. Arkadaşlar, söylenen sözde bir yanlışlık yok ki. "Kapatıldı" diyor, tamam, siz de bunu yaşadınız. Neye itiraz ediyorsunuz, onu anlamadım.

Evet, buyurun.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Yine, ben konuşurken bütün gruplar dinliyordu, fakat bir Sayın Milletvekili sürekli olarak bana laf attığı için kendisini uyardım. Dedim ki: "Bana laf atma. Ben o laf atmanın daniskasını bilirim." diye. Yani bu ülkede Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı yapmış kişiler bu sözcüğü çok kullanıyor. Mesela "Ben çevreciyim, daniskasıyım." diyenler var. Bunlar kötü sözcük kullanmaz diye ben de kullandım. Eğer bunlar kötü kullanmışsa, ben, alınganlık gösterildiyse bunu düzelteyim.

Bir diğeri, yirmi yaşındaki çocuk da, yirmi yıldır dağda olanın da birlikte olduğunu söyledi Sayın Akat. Ona şunu söylemek istiyorum ben de: Evet, doğrudur; bu ülkeden ilk şehit olanlar 64 doğumludur, 84 yılında oldu. Ben 64 doğumluyum, benim yaşıtlarımdı onlar. Şimdi benim çocuğumdan küçük olanlar şehit oluyor. Ben bunun durmasını istiyorum. Ama şöyle bir mantık yok: Operasyonlar dursun! Karakolları daha rahat bombalasınlar diye mi dursun? Nasıl duracak operasyonlar?

PERVİN BULDAN (Iğdır) - Ne alaka yani, ne ilgisi var?

MUHARREM İNCE (Yalova) - Karakollar taranmayacak önce, önce bunu söyleyecek; bunları belirtmek istiyorum.

Saygılar sunarım.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Video görüntülerini izlemek için tıklayın

  • Haberi Yazdır
  • Haberi PDF olarak bilgisayarına kaydet
  • Facebook' ta paylaş
  • Delicious hesabına ekle
  • Twitter' da paylaş
  • Myspace' de paylaş
  • Digg' de paylaş
  • Google' da paylaş
  • Friendfeed' de paylaş
  • Microsoft Live' da paylaş




Yorumlarınızın yayınlanması için "Yorum Kurallarını" okuyun.


reklam
reklam