HABER SPOR TİCARET İLAN KENT HARİTA EĞİTİM ERKEKÇE KADINCA TEKNOLOJİ SAĞLIK LİNK EĞLENCE HAVA VİDEO FOTOĞRAF YAZARLAR ETKİNLİK

Türbanı gündeme Kılıçdaroğlu getirdi

Türbanı gündeme Kılıçdaroğlu getirdi
21 Ekim 2010 Perşembe

DP Çınarcık İlçe Başkanı Mehmet Macaroğlu yaptığı yazılı açıklamada, ülke gündemini meşgul eden Türban sorununun CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun söylemlerinden kaynaklandığı ve bu aşamaya geldiğini söyledi.

Macaroğlu açıklamasında şunları söyledi;

"Laiklik, dinin dünya işlerinden ayrılmasıdır. Türban, aslında kadınlarımızın bir sorunu değildir. Türban, bireysel bir özgürlük de değildir. Tam tersine kadınlarımızı esaret altına almanın aracıdır.

2006 yılında hukuken kapanan türban konusu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun halk oylaması mitingleri sırasında 'türbanı biz çözeriz' sözleriyle yeniden önümüze geldi. Kılıçdaroğlu, ardından 'cemaatlere saygılıyız' ve 'laiklik tehlikede değil' diyerek izleyeceği politikanın köşelerini de belirledi.

Fırsat bu fırsat diyen YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, üniversite rektörlüklerine 'kız öğrencilerin türbanlı olsa bile derslere girebilmesinin önünü açan' bir yazı yazdı. AKP hükümetinin yarattığı korku toplumunun sonucu olarak, yasal olmayan bu talep için, üniversiteler büyük oranda sessiz kaldı ve türban uygulaması başladı!

İşte bu yüzden, kadınlarımızı türbana sokup, onları araç olarak kullananlar, yavaş yavaş dudaklarına sürdükleri rujlara, gözlerine çektikleri sürmelere itiraz etmeye başlamışlardır! Bu konuda rahatsızlık oluşmaya başladığını bazı türbanlı kadın yazarlar da dile getirmeye başlamıştır. Aslında Türban araç, hedef laikliktir.

AKP, yandaş medyayı da harekete geçirerek, zaferi taçlandırmak için sondaj çalışmasına başladı hemen. El birliği ile 'türban kamuda da serbest olsun' kampanyası başlatıldı!

Ve sahneye TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu çıkıyor ve 'Türkiye laiklik ilkesini yeniden yorumlamalı' diyordu. CHP'nin rapor taslağını fırsat bilen Kuzu, 'örneğin başörtüsü meselesi laiklikle değil bireysel özgürlüklerle ilgilidir' diyerek yeni anayasanın birey haklarına odaklanması gerektiğini vurguluyordu.

Atatürk, laikliği 'din ve dünya işlerinin ayrılması' diye tanımlarken, yıllar sonra CHP bu tanımı 'din ve devlet işlerinin ayrılması' şeklinde değiştiriyordu.

ATATÜRK 'Dini dünya işlerinden değil de, sadece devlet işlerinden ayrı tutunca', 'imam hatip okulu açmak, kuran kursu açmak, cemaatlere hoşgörülü olmak, sonra da saygılı olmak, türbanı üniversiteye sokmak' gibi uygulamalar bireysel haklara giriyordu!

Devlet TBMM'ydi, Çankaya'ydı, Üniversite değildi!

Usta gazeteci Rahmi Turan, Atatürk'ün 21 Mart 1923 tarihinde, Konya Hilaliahmer (Kızılay) Kadınlar Şubesi'nde söylediklerini anımsatmış okurlarına: 'Muhterem hanımlar! Memleketimizin bazı yerlerinde giyim tarzımız, kıyafetimiz, bizim olmaktan çıkmıştır. Kadınlarımızın giyim tarzı ve örtünmesinde şu iki şekil görünüyor: Ne olduğu bilinmeyen çok kapalı, çok karanlık bir dış görünüm gösteren kıyafet veyahut Avrupa'nın en serbest balolarında bile giyilmeyecek kadar açık bir giyim. Ulu önderimiz Bayanlarımızın Giyim tarzını belirlemiştir.

Bu anlayışın Türkiye Cumhuriyeti'ni getirdiği yer ortada. Çünkü Türkiye uçuruma yuvarlanmaktadır."

  • Haberi Yazdır
  • Haberi PDF olarak bilgisayarına kaydet
  • Facebook' ta paylaş
  • Delicious hesabına ekle
  • Twitter' da paylaş
  • Myspace' de paylaş
  • Digg' de paylaş
  • Google' da paylaş
  • Friendfeed' de paylaş
  • Microsoft Live' da paylaş




Yorumlarınızın yayınlanması için "Yorum Kurallarını" okuyun.


reklam
reklam