*Eski bir yerleşim özelliğine sahip olan Hersek in önceleri kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmiyor. Ancak M.Ö.XII. yüzyılda İzmit Körfezi kıyılarına ilk yerleşmeler sırasında kurulduğu tahmin ediliyor. Bilinen en eski adı ise Kibotos tur. Daha sonra Helena Polis (Helena Şehri) ve Osmanlılar tarafından da Hersek adı verilerek, günümüze değin bu ad ile gelmiştir.
*Osmanlılar Dönemi (1327/1915) nde bir liman yerleşmesi, Hac ve Ticaret Yolu ile ünlü olan bu yerde, büyük bir Han (Konaklama Tesisi) bulunarak buradan geçiş yapan yolculara hizmet işlevini görüyordu. Ayrıca bugünkü Altınova ilçesinin güzergâh üzerinde bulunmasıyla resmi işler için kullanılan atlar besleniyordu. Bu atlar elinde belge ile gelenlere kiralanarak, yolcular yollarına devam ederlerdi. Özellikle Hac mevsiminde Hersek beldesi çok hareketli olurdu.
*Daha sonra, Hicaz Demir Yolu'nun hizmete girmesiyle, 1915 yılındaki son Hacı kervanının başındaki Hacı Emini, Hacı Ahmet Paşa nın geçmesiyle, buradaki hareketlilik noktalanmış ve 1927 yılına kadar sessiz ve harabe bir şekilde kalmıştır. Bu sessiz dönemde ilgilenilmeyerek, şehir korsanlarca yağmalanmıştır.
*1927 yılından sonra Bulgaristan'ın Rusçuk Kenti'nin Çerven ve Gelnevi gibi köylerinden gelen yirmi hanelik göçmen kafilesi buraya yerleşmiştir. Hac ve Ticaret Yolu'nun işlerlik döneminde Ürdün'ün özeği Amman'dan buraya yerleşen Muhittin Ağa (Arap Osman Bey in Babası) nın aile efradı ile kaynaşmışlar, boş zamanda buraya yerleşmiş olan gezginci Koptik (Kıpti) ler daha sonra buradan ayrılarak bugünkü hale gelmiştir.
*2005 dekarı sulu olmak üzere toplam 5005 dekarlık tarım arazisine sahip olan Hersek, Altınova deltasının deniz ile birleştiği alan üzerinde kurulmuş olup, kendi adını aldığı 1 km2 lik gölü vardır.
* Romalılar zamanında esas yol Kadıköy'den İzmit Körfezi'nin Kuzey sahilini takip ederek İzmit'e gelir ve buradan güneye doğru kıvrılarak İznik'e uzanırdı. 4.asırdan sonra İzmit üzerinden dolaşmaktansa karayolu ile Dil iskelesi'ne kadar gelinir, buradan kayıklarla karşı taraftaki Dilburnu'na (Hersek Burnu) çıkılırdı. Dilburnun (Hersek Burnu)'dan bugünkü Hersek üzerinden Kırkgeçit Deresi'nin vadisi takip edilerek İznik'e gidilirdi. Veya İstanbul'dan deniz yolu ile doğrudan doğruya güney kıyısındaki Pronectus-Karamürsel'e veya diğer iki iskeleye çıkılır, buradan İznik'e gidilirdi. İşte bu sayede birtakım geçit şehirlerinin meydana geldiğini görüyoruz.
*İsmi Pronectus olarak gösterilen bu şehirlerden birincisinin bugünkü Karamürsel'in yerinde olduğu anlaşılıyor. Stephanos bu şehri bugünkü Hersek Köyü'nün civarında göstermektedir.
*Hersek Şehri'nin yerinde evvelce Drepana ismini taşıyan ehemmiyetsiz bir köy vardı. Burada, İzmit'te din uğruna ölen Lukiyas adında bir aziz gömülmüş olduğu ve Büyük Konstantin'in hem bu azizi anmak hem de annesi Helena adına Hersek adını verdiği söylenir. Büyük Konstantin Hersek'e büyük önem vermiştir.
OSMANLI TÜRKLER'İ ZAMANINDA HERSEK KÖYÜ
İstanbul'dan Anadolu'ya kısa yol Dil İskelesi-Hersek Köyü arasından geçerdi. Anadolu'nun birçok yerlerinde olduğu gibi Hersek'te de menzil vardı. Burada resmi işler için atlar beslenirdi. Halk içinde Kervansaraylar bulunurdu. Yolcular konaklar, hayvan kiralayıp yollarına devam ederlerdi. Hersek önemli bir geçit yeriydi.
BUGÜNKÜ HERSEK KÖYÜ
*Bugünkü Hersek Köyü, Hersek Burnu'na tahminen 1 km mesafededir. Evleri pek çok köylerdeki gibi bakımsız ve tabiatın bahsettiği güzelliklerden faydalanılmayarak, kendi kaderine terkedilmiş, küçük binaları olan hareketsiz bir köydür.
*Eski İskele civarı sazlık olup, genişçe bir sahayı kaplayan bu arazi tarıma elverişli değildir.
*Köyü süsleyen tek tarihi bina, Hersekzade Ahmet Paşa'nın yaptırdığı Cuma Mescidi'dir