HABER SPOR TİCARET İLAN KENT HARİTA EĞİTİM ERKEKÇE KADINCA TEKNOLOJİ SAĞLIK LİNK EĞLENCE HAVA VİDEO FOTOĞRAF YAZARLAR ETKİNLİK
Zeki ÖÇAL
" Yazarın biyografisi "

Kenefim Var Deryaya Karşı

12 Eylül 2006
Okunma sayısı : 1244

Memleketin, parlamentosundan hükümetine kadar, resmî- gayr-ı resmî bilumum teşkilatının adeta milli bir seferberlik ilân edip, ille de içeri gireceğiz diye ne idüğü belirsiz  küffar icadı  AB kapısında  telef olduğu günlerde, Yalova Şehremaneti, muhterem şehremininin riyasetinde sessiz sedasız, bir başarıya daha imza attı ve düzenlenen bir  protokolle, başkanlığını Güney Koreli Jae Duck Sim’ in yaptığı “Dünya Tuvaletler Birliği  (DTB)’ ne üye oldu.

 

Sakın ola ki, “Böyle bir birlikte mi varmış  şeklinde lüzumsuz bir suali ağzınızdan kaçırıp eşe dosta cehaletinizi belli etmeyin;  sadece her bir halttan herkesten evvel haberi olan allâme adam havalarında, kafanızı sallayıp “fevkalâde isabetli bir karar, memlekete, millete hayırlı olsun efenim !” deyip geçiverin.

 

İşte, gerçek idarecinin temel vasfı budur ! O idareci ki, AB, MB gibi olmayacak işler peşinde koşup boşa nefes harcayacağına, böyle memleket hayrına somut ve elle tutulur işler yapar. Yani birlikse bu da birlik. Hem bu daha büyük; Avrupa falan değil, harbiden, Dünya Tuvaletler Birliği…

 

Sonra, bunların AB yosmaları gibi adamı zıvanadan çıkartan kaprisleri de yok. Yok efendim  uyum süreci, yok Keçiborlu kriterleri, yok kelaynak soykırımı… Yok öyle oyalamaca kovalamaca. Gelmiş  Kore’ den beş tane çekik gözlü sevimli adam; demişler ki fabrika olmadı helâ yapalım. Olsun kardeşim, ha fabrika ha helâ, ne farkeder; düzenle protokolü bastır imzayı, yap helâyı bu kadar basit.

 

Nitekim taraflar arasında imzalanan bu protokol çerçevesinde de örnek olması itibariyle TİGEM’ de çamların altında, denize nazır, dünyanın en modern helâlarından birisinin yapımına başlanmış bile.  Şimdi, “Yalova da başka yer mi yoktu; önümüz kış, o kar kıyamette kim gider oraya, maazallah adamın o soğukta boku bağırsağında donar” türünden zevzekliklerle memleket insanının teşebbüs şevkini kırmanın manası yok. Adamlar zaten  harami gibi dalıp talan ettikleri topraklarda trilyonlarca lira zarara yol açıp TİGEM’ in içine etmişler, birazcık da denizin kıyıcığına  ediversinler noolcak !

 

Tabi  doğrudan üzerimize vazife olmamakla birlikte, memleket menfaatleriyle yakından alâkalı olan bu meselenin beynelminel bir hüviyet kazanmış olması hasebiyle bu hususta naçizâne fikirlerimizi ibrâz etmek kaçınılmaz oluyor. Umarız bu fikirler, güzide şehrimizin mümtâz idarecileri için de yol gösterici olur, Hassaten altını çizmek lüzum eder ki;  malûm ameliye, taşın tepesine çöküp kaba bir şekilde defi hacette bulunmakla bitmiyor. O işin de  bir usulü, bir adabı var; bunlara hususiyetle dikkat edilmesi gerekiyor. Meselâ,  memleket insanının tuvalet kültüründe mevcut bir takım arıza ve noksanlıkların  bir an evvel telafi edilmesi gerekiyor. Asya steplerinde at üstünde dolaşırken  çalı dibinde defi hacette bulunduktan sonra taşla taharetlenip, arkasına bakmadan yola devam eden bir ırkın, kendi pisliğini örten kedilerden bile ders alamamış  ahvadı olarak, bu konuda ciddi bir eğitime ihtiyacımız olduğu tartışma götürmeyecek kadar açıktır.

 

 Fakat, helâ taşının orta yerine bıraktığı o muhteşem eserinin ! başkaları tarafından da mutlaka görülmesi gerektiğine ilişkin sanatsal kaygısı nedeniyle sifonu çekmeden helâdan çıkan memleket evladını, “atışını” tam helâ taşının  deliğine isabet ettirmesi konusunda, acemi asker eğitiminde olduğu gibi, göz-gez-arpacık-hedef misali klasik metodlarla eğitmek de mümkün değildir.

 

Bu nedenle, Dünya Tuvaletler Birliği’ (DTB) ne intibak ve iltihak safahatı çerçevesinde, memleket insanını, kıçının deliğini kenefin deliğine denk getirme hususunda, modern dünyadaki asrî usullere göre uyarlamak üzere, aynı rot/balans ayarı gibi, kıç/balans ayarı yapacak istasyonlar kurulmalı; hatta DTB’ nin varsa bu konuya tahsis edilmiş fonlarını fondiplemek için  bir an evvel bu istasyonların inşaası ve bilahire kitabına uygun bir şekilde partidaşlara ihalesi için çalışmalara başlanmalıdır.

 

Sonra, kesinlikle ihmal edilmemesi gereken mühim bir husus daha mevcut. Düşünce, söz ve  ifade özgürlüğünün tartışılmaz bir örneği olarak büyük Türk düşünürü ve ozanı “Tosun” un yazı yazma özgürlüğü, bu modern tuvaletlerde de sonuna kadar korunmalı, sanatçının halkımızı aydınlatıcı eserlerini güncelleyebilmesi için, teknolojik gelişmelere uygun olarak her tuvalete özel dijital ekran konulmalı, üstadın eserleri vatandaşlar  tarafından an be an takip edilebilmelidir.

 

 Keza,  tuvaletlerde müzik yayını yapılması da kararlaştırılmış ki bu da çok isabetli bir karar. Yani, daracık bir mekânda üçe katlanmış bir vaziyette ıkınmaktan boyun damarları fırlamış, burnunun ucundan şıp şıp ter damlayan memleket evlatlarının o anki hâlet-i ruhiyesi üzerinde muhayyer saz semaisinin veya nihavend faslının fevkalâde teskin edici tesiri olacağı da tartışma götürmeyecek kadar açıktır. Meselâ; “Hicrân-ı elem açtı yine sinede yâre / Bir nigâh et ne olur halime gibi !

 

Yine, kat’iyetle ihmâl edilmemesi icabeden bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Şehrimizi böyle beynelminel vasıfta modern bir helâya kavuşturan muhterem şehreminine bir şükran ifadesi olarak; kendisinin meseleyle ilgili, meselâ “Helâlar, bir milletin medeniyet yolundaki terakkîsinin yegâne nişâneleridir” şeklindeki veciz bir lâfının, helânın girişine şöyle büyükçe bir mermer levha üzerine çakılacak pirinç harflerle mutlaka yazılması lüzum eder.

Eder mi ?

Bence eder…

 

  • Haberi Yazdır
  • Haberi PDF olarak bilgisayarına kaydet
  • Facebook' ta paylaş
  • Delicious hesabına ekle
  • Twitter' da paylaş
  • Myspace' de paylaş
  • Digg' de paylaş
  • Google' da paylaş
  • Friendfeed' de paylaş
  • Microsoft Live' da paylaş




Yorumlarınızın yayınlanması için "Yorum Kurallarını" okuyun.