Yalova’ yı “ Seven ” Kovboy !
Prof. Dr. Ahmet Ercan geçtiğimiz hafta Halk eğitim Merkezinde, muhtemel Marmara depremi hususunda bir konferans verdi. Konferansı izleyenler kulaklarıyla dinledi, gözleriyle gördü; gidemeyenler ise konferansta temas edilen hususların teferruatını gazetelerde okudu.
O konferansta iki vak’a çok dikkat çekicidir. İlki, Ercan’ ın, altı kalın çizgilerle birkaç defa çizilmesi gereken cümlesidir. “ Hacımehmet ovasında yapılaşma intihardır” diyor hoca ve devletin bu husustaki ciddiyetsizliğine de vurgu ihtiva eden bir misâlle, ovaya yapılmış olan defterdarlık binasını kastederek “oraya girerken üç kulhüvallah bir elham okuyun” diyor hoca, gayet sarîh bir şekilde.
Daha ne desin !
Fay Kırılır Dikine Deprem Kimin ….ne !
İkinci vak’a, vahameti açısından en az birincisi kadar dikkat çekici. 17 Ağustos gibi bir felaketi yaşamış ve muhtemel bir benzeri felaket için gün sayan bir şehirde bir bilim adamı, yaklaşan tehlikeye dikkat çekmek için konferans veriyor. O konferansı, o şehrin insanları salonu tıka basa doldurup pür dikkat can kulağıyla dinliyor, sorular soruyor, alınması gereken tedbirler hususunda bilgilenmeye çalışıyor. Fakat !!!
Fakat bu fevkalâde mühim konferansa, devletin en büyük mülkî amiri katılmıyor.
“Eh olur böyle şeyler” diyor insanlar; “devletin mutlaka daha mühim işleri vardır, bu küçücük vilayetin koskoca akademisyen valisinin ‘Yalova’ da deprem’ gibi akademik fantezilere ayıracak vakti olmayabilir!”
Ve meraklı gözler bu kez “o”nu arıyor; hani, zikr-i cehren “Yalova’ da Hayat Güzeldir” gibi ipe sapa gelmez bir laf uydurup, zikr-i hafîde “Güzelliğin on para etmez, o sendeki rant olmasa” diye mağrem terennüm eyleyen muhterem şehreminini…
Hani konferans, günün erken bir saatinde olsa, muhterem mucidimiz, fesad-ı engiz münkirlere rağmen Yalova’ da kimleri daha nasıl bir “güzel” leştiririm diye sabahlara kadar dâhîyâne “proce” lere kafa patlatmaktan, uykusuz ve bitab düştü o sebeple gelemedi diyeceğiz; lâkin konferans ikindi vaktinde başladı, yatsı ezanına kadar sürdü, adamın o saate kadar uyuyacak hali yok ya !
Pek Yakında Sinemamızda !
Neyse, çok geçmeden mesele mahallî matbuat tarafından vuzûha kavuşturuldu; meğerse işin içinde başka “filim” ler varmış !
Şöyle izah edeyim…
Tecrübî rûhiyat, insânî münâsebetlerde yakın temasın mühim bir hâdise olduğunu söylüyor; o sebeple muhterem şehreminimiz de, samimiyetten mahrum soğuk salon toplantıları yerine halkımızla yüz yüze, diz dize sıcak temas tesis edebilmek için, tabîki evvelden telefonla müsaade isteyip, hanımların günlerine iştirak ediyormuş. Meselâ bana bir arkadaş söyledi, ona da teyzesi söylemiş; kadıncağız önümüzdeki Perşembe günü ‘reis beyi “ – o, ona öyle diyormuş- evimde ağırlayacağım, ona kendi ellerimle yaptığım Çerkez tavuğunu ikram edeceğim diye bir hafta önceden perişan olmuş.
E şimdi şehremaneti meclis toplantısı değil ki bu; yoldu, suydu, kanalizasyondu gibi ma’lûm sulu ve necâset kokulu muhabbetlere girilsin. Âdet olduğu üzere, evvelâ karşılıklı olarak kek ve pasta tarifleri teâtisi yapılıyor; yeni örgü modelleri mukayese ediliyor; bilahire televizyon dizileri ile gelin/kaynana münakaşasına taalluk eden ciddi kritiklerden sonra lâf dönüp dolaşıp muhteremin içinde ukde kalan oyunculuk aşkına geliyor.
Bilenler bilir; muhterem şehremini bir vakit evvel, bazı sahneleri Yalova’ da çekilen bir televizyon dizisinde rol alabilmek için dizi ekibinin konaklama ve yemek masraflarını şehremaneti adına üstlenmiş ve bu kıyak karşılığında da dizinin bir bölümünde kendisine on beş saniyelik bir rol verilmişti. Televizyonda yayınlanması bir türlü kısmet olmayan bu muhteşem rol, muhteremin Antalya’ da “ En İyi Nikâh Kıyan Memur Rolü” dalında altın portakal almasını sağlayamadığı gibi, kendisi, dizi ekibinin kefil olduğu borçları nedeniyle “hadi kardeşim öde şu borcunu” diye kapıya bacaya dayanan otelcilerin ve lokantacıların yoğun ta’rîzlerine maruz kalmıştı.
İşte bu ev ziyaretlerinde hanımların “ Vallahi başkan bey, başkansınız diye söylemiyoruz, ama inanın Yeşilçam Yeşilçam olalı, Göksel Arsoy’ dan bu yana böyle ma’nâlı, böyle sûzan bakışlar görmedi” şeklinde kendisine verdiği gazların tesiri ve de ruhunun derinliklerinde uykuya çekilmiş sanat aşkının depreşmesiyle, halen Yalova’ da çekimleri devam eden “Kınalı Kuzular” adlı televizyon dizisinde bu kez yirmi saniyelik bir “kıdemli başçavuş” rolü kapmış.
Haberci Gazetesi’ nde yayınlanan beyânatında, Şener Şen’ in
En İyi Rolü Ben Yaparım !
Sanatta tevâzu olmaz kardeşim ! O sebeple, yüreğini kavuran sinema ateşi söz olup dilini dağlayınca, muhterem şehremini “ Şu an, Yalova’ da en iyi oyuncu ve en iyi rol yapan benim” deyip kestirip atmış.
En doğrusunu yapmış. Meselâ bizim Faruk Kırtay bundan yirmi beş sene evvel yine Yalova’ da çekilen bir sinema filminde bir otel resepsiyonistini canlandırmıştı. Bu roldeki başarısından sonra, “Benim Sami Hazinses’ den neyim eksik” deyip sinema dünyasında hızla yükselmesi pekalâ mümkün iken, sahip olduğu yüksek tevâzu nedeniyle sinema dünyasının içindeki ayak oyunlarına bulaşmak istememiş, kendisine yapılan ısrarlı tekliflere rağmen o, çoluk çocuğunun nafakasını Cumhuriyet Gazetesi muhabiri olarak alnının teriyle çıkartmayı tercih etmiş ve bu ışıltılı dünyanın kendisine vaat ettiği şöhretten ve servetten mahrum kalmıştı.
Dedim ya tevâzu her vakit iyi bir şey değildir; hem muhteremin mütevâzı olması için bir sebep de yoktur. Zirâ, kendisinin “rol yapma” hususundaki becerisi sadece televizyon dizilerindeki “misafir başçavuş” rolünden ibaret değildir. Bilindiği üzere muhterem şehremini, “AKP Prodüction” adlı film şirketinin dört yıldan beri Yalova’ da çekmekte olduğu “Yalova’ yı ‘Seven !’ Kovboy” adlı dizi filmde yönetmen ve başrol oyuncusu olarak bir hayli “oyunculuk” tecrübesine sahip oldu.
Mevzûbahis dizinin “ Hacımehmet Ovası’nı TOKİ’lendirsekte mi Vatandaşa İtelesek” adlı son bölümünde, bir taşra kasabasındaki bataklık alanda kuracağı binalarla fakir fukaranın yuvasını yapmak için çırpınan bir hayırsever belediye reisi ile ona “yapma kardeşim bu göz göre göre cinayet olur” diye karşı çıkan kötü adamlar arasındaki amansız mücadele anlatılıyor.
Bu film, yapımcılarının bekledikleri gişe hasılatını temin edecek mi bilemiyoruz, onu zaman gösterecek; fakat işittiğimiz o ki; “Halk Prodüction”’ un yapımcılığında çekilen “Yalova’ nın İntikamı” adlı bir film de önümüzdeki sezonda gösterime girecek ve yer yerinden oynayacakmış.
Hadi hayırlısı…