Ismayıl Aga’ nın Eşeği
Yalova’ da AKSA, AK-ENERJİ, AKKİM gibi fabrikaları bulunan Dinçkök şirketler gurubunun temsilcileri ile Yalova Şehremaneti temsilcileri arasında geçenlerde bir protokol imzalanmış. İş bu protokol hükümlerine göre, Dinçkökler, halkımızın son günlerde giderek artan kültür taleplerini karşılamak üzere Yalova’ da bir kültür merkezi inşa etmeyi taahhüt etmişler.
Hayırlara vesile olur inşallah !
Vakti geniş, torbasında haybeden lâfı bol eşrâf taifesi, sanayi kenti mi olalım yoksa turizm kenti mi türünden fantastik lâklâkat ile oyalanadursun, biz hasenât sahiplerinin de müstesna yardımlarıyla, bundan gayrı, kütür kütür kültür kenti olacağız Allah’ ın izniyle.
* * *
Eşekçi Ismayıl Aga’nın, can yoldaşı, kulakları dipsiz kuyu gibi sağır karısından ve kerpiçten tek göz odalı evinin bitişiğindeki indirmede barınan dişi boz eşeğinden başka hiç kimsesi yoktu. Ismayıl Aga, eşeğinin çektiği küçük arabacığıyla; o vakitler Yalova Bursa ve havalisinde yetişen zerzevatın, mavna ve çektirmelerle Unkapanı haline taşındığı hareketli bir liman olan Dereağzı iskelesine Yalova’nın yakın köylerinden yüklediği sandık ve küfeleri taşıyarak günlük nafakasını çıkartırdı.
Akşam son mavna da yüklendikten sonra, sağrısına kamçıyla hafifçe vurup dehlediği eşeğin zorlukla çektiği demir çemberli tekerleklerin Arnavut kaldırımlarında çıkarttığı düzensiz ve yorgun tıkırtıların eşliğinde ağır ağır evine dönerdi.
Koşumlarını çözdüğü eşeğini, tahta ve paslı teneke karışımı malzemeden müteşekkil indirmeye kapadıktan sonra, kerpiç kulübenin kapısını sertçe iki kez vurup “Huuu” diye seslenir, sonra kahveye doğru seğirtirdi. Kapıya iki kez sertçe vurup sadece “Huuu ” diye seslenme, günlük dilde, “ Ben geldim, kahveye kadar gidiyorum, iki el tavla atıp geleceğim, ona göre tencereyi ateşe koy” anlamına gelen on beş kelimeden müteşekkil upuzun dizgenin, o iki kişilik dünyanın hususi diline has, tekbir simgesel ses ile özetiydi.
* * *
Dinçkök gurubuna ait olan AKENERJİ, daha evvel AKSA fabrikası bünyesinde ve fabrikanın ihtiyacı olan elektriği üreten bir ünite iken, 1990 yılında yine aynı sermaye gurubu içinde fakat ayrı bir tüzel kişilik olarak kurumsallaşan ve faaliyet konusu elektrik üretimi ve olan bir işletme. AKENERJİ elektrik üretiminde yakıt olarak doğal gaz kullanıyor.
* * *
Ismayıl Aga’nın kapı girişinde pencerenin önündeki her zaman oturduğu masasında tavla oynarken, yanında çay tabağının içinde mutlaka üzerine kürdan saplanmış iki tane güllü lokum ve bir bardak su bulunur. Eğer oyunu kazanmışsa, vakur bir şekilde arkasına yaslanır, bir yandan ağzına attığı lokumu yavaş yavaş çiğnerken, bir yandan da keyifle kısılmış gözlerini rakibinin üzerine diker ve hiçbir şey söylemeden uzun uzun onun gözlerinin içine bakardı. Bu uzun sessizlik ve manidar bakışlar zaten söylenmesi gereken her şeyi ziyadesiyle söylerdi.
Ismayıl Aga’ nın mu’tad tavla oyunları sırasında masaya sokulan, kahvehanenin müdâvimlerinden hayta takımından biri, “Ismayıl Aga, senin eşşee ot veremmi, sulayam mı” diye yıvışık yıvışık sorardı.
Hani ilaç olacak deseler yaralı parmağa işemeyecek olan bu adamın, hemen her gün durduk yerde eşeğine ot verip sulamasına bir mana veremese de, günün yorgunluğu üzerine bir külfetten kurtulmanın verdiği rahatlıkla “Allah razı olsun” derdi.
Derdi demesine de, “Ulan bu hergele bir dümen çeviriyor ama dur bakalım çıkar yakında kokusu !” diye de endişelenirdi bir yandan.
* * *
Ovaakça ve Dalaman’ın da içinde bulunduğu bir kısım elektrik santrali, doğal gaz maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle geçtiğimiz günlerde üretimlerini durdurdular.
* * *
Eşeğinin otunun ve suyunun verilmesi hususunda her gün tekrar eden sırnaşıklığın sebep olduğu kuşku, kahvehane müdâvimlerinin kendi aralarındaki kinâyeleriyle de beslenince Ismayıl Aga’ nın eşeğe ot verme işinin pek de hayrına yapılan bir olmadığı yolundaki kaygılarını pekiştirdi.
Nihayet bir gün yine oyunun orta yerinde aynı sırnaşık ses “Ismayıl Aga…” der demez, bizim ki lâfın tamamlanmasını beklemeden ve başını oyundan kaldırmadan, “Tamam git ver hayvanın otunu !” dedi. Zarları tuttuğu eli zangır zangır titriyordu, bir an tereddüt etti, sonra zarları yavaşça tavlanın içine bıraktı ve arkasına yaslandı, gözleri dışarıda bir noktaya sabitlendi, bir süre öyle kaldı.
* * *
AKENERJİ Yalova’ da doğalgaz ile üretim yapan santralini doğalgaz maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle kömürle çalışan santrale dönüştürme kararı aldı. Hülâsa-i kelâm, pek yakında, AKENERJİ’ nin püfür püfür katran kokan kömür dumanları poyrazın önünü sıra Yalova’ nın üzerine savrulacak, çoluk çocuğumuz da bu zehirli havayı soluyacak.
* * *
Önce ne olduğu tam anlaşılamayan boğuk bir küfür yükseldi, ardından paslı tenekelerin çıkardığı tok metalik ses. Muntazaman eşeğin “otunu veren” hayta fırladı önce müştemilâttan hışım gibi; bir eliyle uçkurunu tutuyor diğer eliyle de Ismayıl Aga’ nın elindeki sopadan kafasını korumaya çalışıyordu. Eşikte görünmesiyle, muşmula ağaçlarının ardında kaybolması bir oldu. Peşi sıra seyirten Ismayıl Aga, on on beş adım koştuktan sonra durdu, hışımla elindeki sopayı fırlattı, boğulurcasına nefes almaya çalışırken gırtlağını paralarcasına haykırdı; “ Deyyusun evlâdı !”
* * *
1580 sayılı Belediye Kanunu, beldenin düzen, huzur ve sağlığını tehlikeye düşüren şeylere meydan vermemenin ve bunları yasaklamanın belediyelerin görevleri arasında olduğunu söylüyor. Keza 3572 sayılı kanun da, belediyelerin işletmelere çalışma ruhsatı verebilmesi için o işletmenin insan sağlığına zarar vermemesi, çevre kirliliğine yol açmaması, genel güvenlik, işçi sağlığı ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemelere aykırı olmaması gerektiğini söylüyor.
Sonra, 2872 sayılı Çevre Kanunu, çevre kirlenmesine ilişkin önlemleri, hak ve yetkileri , yasakları, zararlı faaliyette bulunan tesislerin faaliyetten men edilmesi veya durdurulması esaslarını düzenliyor ve bu konuda mülki amire ve çevre müdürlüklerine görevler yüklüyor.
Gerçi, 17 Ağustos depreminde AKSA fabrikasında patlayan tanklardan yayılan gazların tehlikeli olup olmadığını, ellerinde bunu ölçecek alet olmadığı için, adeta tazı gibi havayı koklayarak rapor veren kamu görevlilerinin bu yeni kontrol görevini nasıl ve hangi aletlerle yapacağı da ayrı bir mesela ya, o da işin bir başka tarafı.
* * *
Ismayıl Aga, bu olaydan sonra bir daha kahvehaneye uğramadı; onu bir daha tavla oynarken gören de olmadı. En çok da kahvehanedekilerin “ Biz sana zamanında söylemedik mi; o hergele ‘sevmeyeceği’ eşeğin önüne ot koymaz ” lâfına bozuldu.