AKSA’k Tenkıye !
Dikkat ! AKSA Sağlığa Zararlıdır
Tabi ki; biz bu güzelim memleketin içine zehirli kömür dumanıyla edeceğiz, bundan öte bu topraklarda ne çiçek bırakacağız ne böcek; ne arı uçacak ne kelebek; ne elma kalacak ne petek demeyecekler.
Ne diyecekler…
“AKSA’k Biraderler Menfaat Korosu” nun iştirakiyle “İşsizlere İş Yaratacağız” adlı, Baltacı ile Katerina muhabbetinden sonra tarihin en muhteşem palavrasını hikâye eden türküyü seslendirecekler:
“Bizim köyün imamı / Balyayla götürür samanı / Pek de güzel kokuyor / Santralimin dumanı.” Yalan dinlemek hoşunuza gidiyorsa, programın ilerleyen bölümlerinde, Kırşehir dolaylarından “Merak etmeyin, biz AB standartlarında arıtma sistemi kuracağız” adlı bir bozlak da dinleyebilirsiniz.
Biz bu beylerin kurduğu arıtma sistemlerinin nasıl çalıştığını çok iyi biliyoruz. Hani şu temelini, kulakları çınlasın o vakitler başvekil olan Süleyman Demirel’in atmış olduğu ve o günden bu güne sadece, arada bir denetlemek için yetkililer geldiğinde “Bak işte çalışıyor abisi” demek için birkaç saatliğine çalıştırdıkları, arıtma tesisini…
Ve bu tesisin denize boşalttığı “rafine” atıklar nedeniyle suyun üç kulaç altında oluşmuş olan kimyasal balçık tarlasını da…
Sonra, Çevre ve Orman Bakanlığına 460 MGV kapasitesinde bir santral kurmak için başvuruda bulundukları halde,güya Yalovalıları bilgilendirmek için düzenledikleri toplantılarda santralin kapasitesini 90 MGV olarak açıkladıklarını; yani tek ayak üstünde kırk yalan kıvırdıklarını da …
Ne gam; AKSA’k Biraderler Korosu terennüme devam ediyor; “ Santral kurulmazsa AKSA rekabet gücünü ve pazar payını kaybeder” miş ! “AKSA’ nın dört kez durmasının zararı 1 milyon dolar” mış !
Yani, santral kurulmazsa AKSA pazarda rekabet gücünü kaybedecek; eğer kurulursa biz hayatımızı kaybedeceğiz !
Santral kurulmazsa bunun AKSA ya bedeli 1 milyon dolar, eğer kurulursa bizim hayatımızın kişi başına bedeli 6 dolar 6 sent; yani 9.9 YTL; yani yaklaşık 6 okka hıyar ya da 4 okka pirinç veya 3 paket gavur sigarası kadar… Hesap ortada; alın elinize kalemi, 1 milyon doları bölün Yalova’ da yaşayan toplam insan sayısına; bu kadar basit.
AKSA’k Biraderlerin kesif avanta kokusundan ötürü başları öylesine sermest olmuş ki; AKSA yöneticilerinin, Üvezpınar Spor’un topçularından Gacık Köyü minibüsünün şoförüne varıncaya kadar her bir vatan evladını ikna prensibi gereğince düzenledikleri bilgilendirme toplantılarında, elektrikten turizme, elyaftan kömüre kadar birbiriyle ilgisiz pek çok alandan devşirilmiş bir sürü uyduruk rakama boğulmuş laflarının arasında beceriksizce kurgulanmış yalanlarını bizim de yutmamızı istiyorlar. Mesela; bu santral kurulmazsa AKSA’ nın pazardan silineceğini 1 milyon dolarlık zarara uğrayacağını ileri süren muhteremlerin, bu mavalın hemen ardından, en son teknolojiyi kullanacaklarını ileri sürdükleri santralde, taahhüt ettikleri değerlerin üzerine çıkılması halinde bu tesisi devre dışı bırakıp eski sisteme döneceklerini söylemelerindeki samimiyetsizliği fark etmemeleri mümkün mü ?Yani soruyu başka bir şekilde sorarsak; AKSA bu santrali kurmadığı takdirde dünya pazarından silinecek ve fabrikanın kapısına kilit vurmak zorunda kalacaksa, yani bu santral AKSA açısından kaçınılmaz ise; daha sonra arıtmada belirli standartların üzerine çıkıldığında tekrar eski sisteme nasıl dönecek ve pazarda varlığını sürdürebilecek; eğer geri döneceği (yani şimdiki) sistemle pazarda varlığını sürdürebiliyorsa o halde termik santraldeki ısrar niye ? Mesele bu kadar basit…
Görüldüğü üzere; AKSA mevcut olmadan önce Yalovalıların turp kökü kemirdiğini, kendileri giderse Yalovalının aç kalacağını, kötü yollara düşeceğini zanneden eden bu efendilerin “ Ya bu santrali kurarız ya da fabrikayı kapatırız” lafı, bir blöften ibaret.
Ayrıca, hür teşebbüsün, teşebbüs hürriyetine bilâ- kayd-u şart iman etmiş memleketimizde, isteyenin fabrikasını alıp istediği yere gitme hürriyetine kim karşı çıkabilir; biz buradan gidiyoruz diyene kim gitme diyebilir ki ! Neticede gideceği yer de vatan toprağı; oradakiler de bu vatanın evlâdı.
Dikkat ! AKSA İktidarsızlık Yapar
Siz de düşünüp duruyordunuz değil mi, durduk yerde bu adamların Yalova aşkı niye böyle depreşti diye ! Nereden çıktı şimdi, senelerdir denizimizi zehirleyen, yer altı sularımızı kurutan bu adamların, Yürüyen Köşk’ün bahçesine, yol kenarlarına fidan dikmek gibi komik bile olamayacak kadar kötü kurgulanmış müsamereleri; kültür merkezi kurmaları falan ! Eee cambazhane değil ki bu, at köy sandığına üç kuruş kur derenin kıyısına çadırı...Koskoca termik santral bu; izni var, ruhsatı var, harcı var, pulu var, boku var püsürü var…
Sonra; sana bu izni verecek olan adamların nazı var edası var !
Oğlanların okul, kızların çeyiz masrafı var !
Terazi var tartı var.
Ismayıl aganın eşeğini “sevmenin” bile bir yolu var yordamı var !
* *
Sait Halim Paşa, bir akşam konağında Neyzen Tevfik’i misafir etmiş. Birlikte yemişler, içmişler ney dinlemişler. Neyzen’ in körkütük sarhoş olduğu gecenin sabahında paşa, Neyzen’e, akşam çok fazla içtiğini, kendisinin sağlığından endişe ettiğini, bundan sonra içmeyeceği konusunda kendisine söz vermesini ister.
Neyzen de, Sait Halim Paşaya, bundan sonra ağzına damla koymayacağı konusunda yemin eder.
Aradan kısa bir süre geçer, paşa ile Neyzen yeniden karşılaşırlar. Paşa bakar ki Neyzen yine körkütük sarhoş. Neyzen’e “ Hani bana söz vermiştin ağzına damla koymayacaktın, bu ne hâl !” diye sitem eder paşa. “ Vallahi paşam size söz verdiğim gibi ağzıma damla koymadım” diye cevap verir Neyzen, “İnanmıyorsan ağzımı kokla”. Sonra, paşanın ağzına doğru uzattığı burnuna hohlar nefesini. “Gerçekten de dediğin gibi, ağzın içki kokmuyor, peki nedir bunun izahı” diye sorunca; “ Sen kokusunu alıp ta anlayamayasın diye içkiyi alttan tenkıye ettirdim. İnsan biraz dişini sıkıp ta aldığını çıkarmazsa işte böyle, tıpkı yukarıdan içmişçesine mest oluyor paşam” demiş Neyzen.
Anlayacağınız; ağzına damla koymamak hususunda paşaya verdiği söze sûreten de olsa bağlı kalmak için Neyzen, içkiyi tenkıye yoluyla alarak, yani bir ucunu şişenin ağzına taktığı hortumun diğer ucunu kıçına takarak meseleyi halletmiş.
Meselenin Yalova boyutuna gelirseniz; 1/25000 lik plana AKSA’ ya özel liman kondurulmasının esbab-ı mucibesine dikkat buyurduğunuzda mevzubahis keyif hortumunun ucu kimlerin kıçına kadar uzanıyor, kimler ağızları kokmasın diye gıdalarını tenkıye yoluyla alıyor kolayca anlarsınız.
Dikkat ! AKSA Kanser Yapar
Müflis devekuşu yumurtası taciri ve nevzuhur müsamere binbaşısı; siyasi ve idari dehâsını ( ! ) sergilediği beş senelik trajikomik gösterisinin perdesini kapadığı günün akşamı, kendisini buraya getiren Paşabahçe vapurunun güvertesinden son bir kez bile bakamadan, aynen geldiği gibi, Yalova’ dan çekip gideceği için, onun kendisi ve birlikte meşkettikleri fasıl heyeti açısından Yalova’ ya termik santral yapılması bir mesele oluşturmuyor.
Aslında, “Dinçkök Kültür Merkezi”nde, kültürel faaliyet olarak, kanser illetinin kavurduğu ciğerlerimizi son bir dem serinletebilmek umuduyla “kültür fizik” hareketleri yapmamız veya artık ot bile bitmeyen külden griye kesmiş bostanlarımızda bir vakitler yetişen körpe salatalıkları ikâme etmek üzere “kültür mantarı” yetiştirmemizde de değil mesele.
Mesele; kirpikleri dökülmüş, kül benizli bir ma’sûmun “Bütün bunlar olup biterken siz ne yapıyordunuz baba” sorusuna verilecek cevapta…
* * *
Ha bu arada siz siz olun, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’ nin mecliste yaptığı konuşmada Yalova’ da bir termik santral kurulmasına izin vermeyeceklerine ilişkin laflarına inanıp lüzumsuz bir rehavete kapılmayın. Kapılmayın çünkü, Pepe’ nin konuşmasından iki gün sonra, Çiçek Fuarının açılışı için Yalova’ ya gelen Ticaret Bakanı Ali Coşkun, Bakan Pepe’ nin bu konudaki açıklamalarının, kendi görüşü olduğunu hükümeti bağlamayacağını söyledi. Yani, mealen; “ tamburam başka çalar, ben başka söylerim; hükümet üyeleri olarak bizim ağzımızdan çıkanları ciddiye almanın âlemi yoktur” lâfını ciddiye almak lâzım.