HABER SPOR TİCARET İLAN KENT HARİTA EĞİTİM ERKEKÇE KADINCA TEKNOLOJİ SAĞLIK LİNK EĞLENCE HAVA VİDEO FOTOĞRAF YAZARLAR ETKİNLİK
Zeki ÖÇAL
" Yazarın biyografisi "

Eyi Hoca !

28 Aralık 2007
Okunma sayısı : 1346

Eyi Hoca  !

12 Eylül zulmünün en yoğun yaşandığı günlerde yapılan işkenceli sorgulamalarla ilgili bir rivâyet vardır. Sorgulanan kişilerin dosyalarının kapağına, “iyi saatte olsunlar” tarafından, o kişinin siyasal duruşuyla ilgili bilgi veren ve “K” harfinden oluşan bir şifreleme yapıldığı söylenirdi.

Buna göre;  bir tane “K” harfi, o kişinin Komünist olduğunu ifade ediyordu. İki tane “KK” Kürt - Komünist demekti. Üç “KKK” ise Kızılbaş- Kürt- Komünist demekti. Sorgulama tesislerinde “misafir” edilen kişilere, siyasal rütbelerine, yani dosya kapağındaki “K” sayısına göre muamele edilir, meselâ, dosya kapağında “KKK” bulunan kişiye, makatına cop sokmadan, tenasül aletine elektrik vermeye kadar “izzet ve ikramda” hiçbir kusurda bulunulmazdı.

Aradan bir hayli vakit geçti.

Unutuldu zannettiğimiz “K” lar, memleketin toplumsal ve siyâsi hayatına farklı bir biçimde yeniden dâhil oldu. Cumhuriyet tarihinin en büyük yağmasını gerçekleştiren  Apar Kopar Partisi  tarafından ve bu kez toplumu yoksullaştırma / onursuzlaştırma  operasyonunun simgeleri olarak ortaya çıkartıldı bu “K” lar.

Nev-zuhûr siyasi edebiyata göre, birinci “K” Kumanya demekti; “KK” KumanyaKömür; “KKK” ise Kumanya – Kömür – Kulpsuz altın anlamına geliyordu.

Başvekil hazretleri iki gün evvel, % 46’ nın kerâmetini i’tirâf ettiler; sekiz milyon aileye “KKK” yardımı yaptıklarını söylediler. Sekiz milyon aile yaklaşık otuz milyon kişi demek; yani memleket nüfusunun hemen hemen yarısı !!!

12 Eylül’ ün “KKK” sı, bu muâmelelere ma’rûz kalan insanların çoğunu beden ve ruh sağlığından etti; Apar Kopar Partisi’ nin “KKK” sı ise memleket insanını kişiliğinden...

*   *   *

Temel, hacca gitmeye karar vermiş. Tabi, hacca niyetten çok, konu komşuya gösteriş hevesi ağır bastığı için, daha evden çıkarken ihrama bürünmüş. Almış dengini düşmüş yola.

Gün batımına yakın saatlerde Bayburt’a varmış. Burada bir köyde geceler yarın yola devam ederim diye düşünmüş. Köyün girişinde bir gurup ihtiyar karşılamış Temel’i. Hoş geldin hocam deyip doğruca köy odasına götürmüşler; Temel’ in “Yahu ne hocası ! durun bi dakka” demelerine kulak asmadan, önüne koca bir siniyle ziyafet sofrası kurmuşlar. Bir yandan yemek bir yandan muhabbet derken mesele anlaşılmış. Meğer köyün hocası aylar önce ölmüş; köylü müftülükten yeni hoca istemiş. Ha bugün gelir ha yarın diye beklerken , ihrama bürünmüş Temel’i karşılarında görünce, müftülüğün gönderdiği hoca zannetmişler.

Muhabbet sırasında muhtar, “Hocam siz geleceksiniz diye caminin yanı başında bir ev hazırladık, dayadık döşedik; ağıla da seksen tane koyun koyduk. Güle güle otur” deyince Temel’ in gözleri yuvalarından fırlamış, “ Seksen koyunu bir daha nerden bulurum, hacca seneye de gitsem olur” deyip köyde kalmaya karar vermiş.

Vermiş vermesine de, Temel’ in namaz hususundaki bütün icraatı, “uydum imama” deyip camide cemaatle birlikte yatıp kalkmaktan ibaret; ne Kulhüvallah’ dan haberi var ne Süphaneke’ den.

Akşam namazı vakti gelmiş, “Hadi hocam” demiş cemaat, “Allah rızası için namazımızı eda edelim”.

Temel çarnaçar geçmiş cemaatin önüne, başlamış mırıldanmaya...

Trabzon’dan çıktım, yolum Hicaz’a / Seksen koyun verdiler oldum hoca durdum namaza / Allahuekber “ deyip varmış secdeye.

Cemaat şaşkın, birbirine bakıp duruyor “Yahu böyle namaz mı olur” dercesine... Sonra, dur bakalım vardır elbet bunun da bir izâhı deyip her gün beş vakit Temel’ in peşi sıra yatıp kalmışlar.

Temel’ deki tekerleme hep aynı; “Trabzon’ dan çıktım, yolum Hicaz’a / Seksen koyun verdiler oldum hoca durdum namaza / Allahuekber.”

Bir vakit sonra, cemaatin yaşlıları bir istişârede bulunup demişler ki; bu işten hiçbir şey anlamadık, galiba bizim namazlar boşa gidiyor, karşı köyün bir Of’ lu hocası var, gidip ona bir danışalım.

Varmışlar Of’lu hocanın huzuruna, anlatmışlar başlarına gelenleri bir bir.

Of’lu hoca, “Ula  uşaklar” demiş, “Madem oyle, bu akşam namazina  sizin köye geleyum, Pakayum yeni hocanuz nasi kildıriyi   namazi”.

Akşam namazında Of’lu hoca cemaatle birlikte Temel’ in tam arkasında saf tutmuş. Temel başlamış namaza; “ Trabzon’ dan çıktım yolum Hicaz’a /  Seksen koyun verdiler oldum hoca durdum namaza / Allahuekber”.

Secdeye vardıklarında Of’lu hoca Temel’i hafifçe dürtmüş ve yavaş bir sesle, “ Ula uşağum, habu nasi  namazdur !

Temel hiç bozuntuya vermemiş, başlamış ikinci rekâta; “ Trabzon’dan çıktım, yolum Hicaz’a / Seksen koyun verdiler kırkı bana kırkı sana,  Allahuekber” deyip varmış yeniden secdeye.

Namaz sonrasında cemaat Of’lu hocanın etrafını sarmış, merakla, “Nasıl buldun hocamızı, doğrumu kıldırıyor bize namazı” diye sormuşlar.

Of’lu hoca dönmüş cemaate, “ İlk rekâtta hafif bir falso yapti  ama ikincu rekâtta toparladi” demiş. Sonra eklemiş, “ Eyi hoca, eyi”.

*   *   *

Yani, herkese  “ isti’dadına” göre...

Kimine kırk koyun...

Kimine “K”...

Kimine “KK”

Kimine “KKK”

Velhasıl; “Eyi hökümat, eyi hoca”.

  • Haberi Yazdır
  • Haberi PDF olarak bilgisayarına kaydet
  • Facebook' ta paylaş
  • Delicious hesabına ekle
  • Twitter' da paylaş
  • Myspace' de paylaş
  • Digg' de paylaş
  • Google' da paylaş
  • Friendfeed' de paylaş
  • Microsoft Live' da paylaş




Yorumlarınızın yayınlanması için "Yorum Kurallarını" okuyun.