Bir süredir yazı yazamıyorum. Sanki bu ben, ben değilim gibi. Bir türlü ilham gelmiyor. Benim gibi pozitif yazılar yazan, insanları pozitife yönlendiren bu yazar, birdenbire yazamaz oldu.
Parmaklarımı klavyenin tuşlarının üzerine koyup bekledim. Elbet bir şeyler yazabilirim diye. Hem zaten asıl yazı yazdığım konu olan pozitif yaşamak konusunda epeydir bir şeyler paylaşmıyordum.
Tam o anda, zor bir konuyu fısıldadı kulağıma ilham denen peri kızları; "Neden sevgi ile ilgili bir yazı yazmıyorsun."
Sevgi mi? yahu durduk durduk , gelmiş geçmiş tüm insanların bahsetmekte, tanımlamakta, hatta yaşamakta zorlandığı kavram hakkında mı yazacağız şimdi.
Sonra farkettim ki, aslında yazmama engel olanda aynı konu, yani sevgi. Daha doğrusu sevgi denen illet duygunun verdiği iç acısı ve kafa karışıklığı. Aşk meşk değil ha bahsettiğim, kimse yazar aşık diye yaftayı boynuma asmasın. Sadece sevgi denen duygu, yük gibi ve aldatıcı bir kavram gelmeye başladı bana.
Sevgi çok tuhaf ve dallı budaklı bir konu, işin derinine daldımı, aşk var, İlahi aşk var, her türlü sevgi var, koşulsuz sevgi yada sevginin koşulları var, yani var oğlu var. E birde tam tersi sevgiyi bulamayanlar, yada insanlıktan nasibini alamamış sevgisizler var. Yahu bu konuda nasıl yazayım, başı k..ı belli değil ki.
Yıllar bana, bazı anlarda sevgi yüzünden bir kalbin nasıl paramparça olduğunu, yada parçalanmadan birçok sevgi arasında nasıl gönüllü parçalandığını da gösterdi.
Bir kalp kaç sevgi barındırabilir, yani limit nedir, ya da barındırmasa ne olur. Hem zaten insanlar, ne kalbinin ne beyninin, bence başka şeylerin doğrusuna gidiyor artık.
Sevgili ( komik durdu bu kelime ya, neyse) dostlar. Hep pozitifi paylaştım sizlerle, yada gün oldu kızgınlığımı, yada övülmesi veya sövülmesi gerekeni de paylaştım ara sıra. Fakat bugün sizin fikrinize ben ihtiyaç duydum. Zira okkalı bir küfür savurasım var sevgi denen illete.
Ya size de arasıra, sevgi sahte bir duygu gibi gelmiyor mu? Yada ben mi deliriyorum.
Başlığa bakınca çoğunuz farklı bir beklenti ile okudu sanıyorum yazımı. Oysa okkalı bir küfür yazısıydı bu kafamdaki duygu kargaşasına. Sevmesem acı çekmem, bana ne derim. Kimseyi sevmesem ağlamam arkasından, doğayı sevmesem bana ne derim ömür zaten kısa... Ya da çok sevsem ve kafam da her şey arap saçı olsa.
Yok ben karar verdim, affınıza sığınarak bu yazıyı okkalı bir küfür niyetine yazdım, kafamı karıştıran sevgiye. Sonra arap sabunu ile yıkadığım beynime, boşver artık hayatını yaşa dedim, gerisi fasa fiso.
Aşk mı? Birileriniz aşkı sordu sanki. "Aşk eski bir yalan, Adem'le Havva'dan kalan" Yok yok sadece şarkı söylüyorum. Bana ne aşktan meşkten. Onu da siz düşünün. Fakat unutmayın, hangi konuda olursa olsun SADAKAT kutsaldır.
Anlamlı birkaç söz sevdiğim;
" Hayattan şikayet edenler, ondan olmayacak şeyler isteyenlerdir. SENECA"
"Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır. BALZAC"
Ben, kendi hayatımı yaşayayım dedim artık, dostlar. Bu yazıda böyle oldu ne yapalım. Bilen bilir, yazılarım ukalalık değil, pozitifi, yada pozitif olması gereken negatifi paylaşmak üzerinedir. Fakat mazur görün, arada benim hatlar da karışıyor, biraz da siz akıl verin.
SEVGİ NEDİR Kİ???
Pozitif kalın dostlar, Yüce Yaradan'a emanet olun.



