Ben basın mensubuyum. Benim işim, yanlışı doğruyu yazmak. Objektif olarak halkın bilgilendirilmesini sağlamak. Kamuoyunu ilgilendiren bir konuda ilgilisinden bilgi almak, ona soruyu yöneltmek.
Neden bunları söyleme gereği duyduğumu hemen açıklayayım..Geçtiğimiz gün Yalova Valisi Esengül Civelek’e makamından çıkarken rastladık. Elbette ki bir gazeteci olarak doğal refleksimizi kullanıp soru yöneltmek istedik. Hem de kamunun gerçekten son dönemde merak ettiği İl Genel Meclisi seçimlerinin iptalinin Valilik tarafından yargıya taşınıp taşınmayacağı konusunda. Sayın Valiye, “Size bir soru sorabilirmiyiz ? ” dediğimizde aldığımız cevap ve gördüğümüz muamele karşısında gerçekten çok şaşırdım. Sayın vali durma gereği bile duymadan arabasına binerken sadece, “Soramazsın” demekle yetindi.
Ben sorarım sayın valim.. Ama sen cevap vermezsin. Doğru olan budur. Durmak zorunda da değilsin elbette ki. Durmaz geçer gidersin. Zaten bunu yaptın.
Haa, “Bir anda karşıma çıkan her gazeteciye cevap vermek zorunda mıyım?” diyebilirsin. Doğru elbette ki kimse sizi bir cevap vermeye zorlayamaz. Böyle bir beklentimizde yok. Ben sadece, “Soramazsın” bölümüne takıldım.
Bugüne kadar Yalova’da birçok vali görev yaptı. Biz hepsine sorular sorduk. Özellikle sayın Yusuf Erbay’dan cevap almak oldukça zordu. Ama o soruyu dinleme nezaketini gösterir. Ardından “Bu konuda açıklama yapmak istemiyorum” derdi. Yani bizi, yaptığımız görevi, üstlendiğimiz misyonu hiçe sayarcasına makam aracına binip gitmezdi. Ya da, “Soramazsınız” demezdi. Evet bir konuda cevap vermek istemediğinde ondan cevap alamazdınız. Ama bunu uygun bir şekilde yapardı.
Ben kıyaslama yapmayı çok uygun bulan birisi olmamakla beraber, bugün geldiğimiz noktada bunu yapmadan da duramıyorum. Bakın bugüne kadar makamda ki programlardan sadece fotoğraf çek çık uygulamasını da bu denli katı şekilde uygulayan bir vali olmadı Yalova’da. Bizler kamuoyunun aydınlatılabilmesi noktasında bu güne kadar tüm valileri gerektiğinde cep telefonlarından bile aradık. Ama onlar cep telefon numaralarını bize verip, “Gerektiğinde beni arayabilirsiniz” dedikleri için bunu yapabildik. Oysa ben şu anda Yalova’da gazetecilik mesleğini icra eden kaç arkadaşımda sayın valinin cep telefonu var merak ediyorum.
Birim müdürlerine konuşma yasağı getirilmesi ile başlayan uygulamalar, gazetecilere, “Soramazsın” la devam eden bu sürecin ileriki günlerde yumuşaması ümidimi halen taşıyorum. Unutulmamalı ki bizlere kamunun verdiği görev sormak ve sorgulamak. Bizler bundan sonra da size sorularımızı yöneltmeye, bu göreve duyduğumuz saygıdan dolayı devam edeceğiz.

